01100010 01110101 01110010 01100001 01100100 01100001 00100000 01101110 01100101 00100000 01111001 01100001 01111010 01100100 01101001 01100111 01101001 01101110 01101001 00100000 01101101 01100101 01110010 01100001 01101011 00100000 01100101 01100100 01101001 01111001 01101111 01110010 01101100 01100001 01110010 00101110 00100000 01100110 01100001 01101011 01100001 01110100 00100000 01101110 01100101 00100000 01111001 01100001 01111010 01100100 01101001 01100111 01101001 01101110 01101001 00100000 01100010 01110101 01101100 01101101 01100001 01101011 00100000 01101001 01100011 01101001 01101110 00100000 01101000 01101001 01100011 00100000 01110101 01100111 01110010 01100001 01110011 01101101 01101001 01111001 01101111 01110010 01101100 01100001 01110010 00101110 00100000

Açıklanan rapora göre: 4 kişilik bir ailenin Açlık sınırı 2 bin 401, yoksulluk sınırı 8 bin 304 lira,  asgari ücret 2 bin 324 lira.. tıkla gör

Vay memleketim vay bırakın yoksulluğu, açlık sınırının altında asgari ücrete  mahkum edilen bir toplum.. ve iktidar vur patlasın çal oynasın.. sizi Allaha havale ediyorum. ama Rabbim bu dünya da bize de göstersin süründüğünüzü..

Gitmek bir çözüm tabi ama neden mecbur ediliyor insan.. 250-300 bin giriş ücreti olan bir araç için neden 1 milyon tl alınır hadi devlet aldı bu millet neden alıyor öyle pahallı araçlar.. para kazananlar demek ki bazı işlerin hesabını yapmıyorlar.. haram mı kazanıyorlar anlamıyorum.. 

Beni sömüren sisteme zaten bir aidiyetim olmaz ve maalesef devletime karşı bu aidiyetim de kalmadı keşke gitmek kolay olsa da bir zaman başka memleketlerde de yaşama fırsatı olsa insanın.. 

Önümüzdeki iki haftasonu daha sokağa çıkma yasağı olacakmış.. söylemesi

Biyoteknoloji şirketi Dangerous Things, kullanıcının kendi kendine enjekte edebileceği ya da neşter kullanarak lokal operasyonla yerleştirebileceği RFID, NFC ve NTAG çipleri satıyor.

Hükümetlerin ya da küresel güç sahiplerinin kitleleri kontrol amacıyla insan vücuduna mikroçip yerleştireceği konusunda sıkça komple teorileri üretiliyor. Gerçekten de iktidar, şirket ve teknoloji üçgeninde gelişen her şeye şüpheci yaklaşmakta fayda var. Elbette bunlar belli bir temele dayandırılan şüpheler. Örneğin kendim gibi Gabriel García Márquez , Aldous Huxley ve José Saramago edebiyatına ya da sinemada distopya türüne ilgi duyan çoğu insanın şüpheyi elden bırakmadığına şahit oluyorum. Mikroçip konusuna geri dönelim. Bu mikroçipleri gerçek amacını bilmeden kendi bedenimize kendi isteğimizle taktığımız senaryoları da anımsayanlarınız olacaktır. Biyoteknoloji şirketi Dangerous Things (Tehlikeli Şeyler) ise komplo teorilerini coşturacak türden bir söylemle karşımızda. Bu şirket, mikroçipleri oldukça masum amaçlar için kendi bedenimizde kullanabileceğinizi söylüyor.

Dangerous Things, Seattle merkezli bir sibernetik mikroçip biyohacking implant perakendecisi. Adı bile insanı “kara mizah mı, gerçek mi” ikilemi yaşatan bu şirkete göre, vitaminler ve takviyeler zamanla size güç vermek için yeterli olmayabilir. Verimlilik seviyenizi artırmak için şirketin önerdiği çözüm, kendi kendinize mikroçip takmak. Korkutucu gelebilir ama ne yazık ki ne tür bir geleceğe adım attığımızı göstermesi açısından bence çok iyi bir örnek. Ekranda izlediğimiz o distopya senaryolarının içinde buluyoruz kendimizi yavaş yavaş.

Çip implantlarında 14 yılı aşkın uzmanlığa sahip olduğunu iddia eden şirket, vücudunuza bir şırınga veya şirketin sunduğu iğnelerle yükleyebileceğiniz RFID, NFC ve NTAG çipleri satıyor. Bu implantlar kapıları açmak ve benzeri şeyler için hızlı doğrulama sağlayan elektronik anahtarlar olarak kullanılabiliyor. Böylece bir daha asla kilit ya da banka şifreleri gibi şeyleri hatırlamanıza gerek kalmıyor.

Büyük olan mikroçip lokal operasyon gerektiriyor ve bunun için de kullanıcıya, içinde neşter olan bir kit sunuluyor

Ürünler arasında bir de büyük bir NTAG çipi olan flexMN Magic var. Bu da yalnızca elinize cilt altına yerleştirerek kullanabileceğiniz bir çip. Bu programlanabilir çip, cildin altından görülebilen LED ışıklarla donatılmış. Şirket, flexMN transponderinin insan vücuduna yerleştirilmesi veya kullanılması için herhangi bir düzenleyici kurum tarafından test edilmemiş veya onaylanmamış olduğunu belirtmiş. Dolayısıyla bu cihazın kullanımı tamamen kullanıcının kendi sorumluluğunuzda. Bu çip için lokal operasyon gerekiyor, dolayısıyla müşterilere doktor ya da hemşireden destek alması önerilmiş.

Öte yandan kendi kendine çipi takmayı göze alanlar için de bir neşter, uyuşturucu jel ve bir de Pain Management Kit (Ağrı Kontrol Kiti) sunulmuş. Bu kit biyo-hacker’ların lokalize bir anestezik ağrı üretmek için kullandığı malzemeleri içeriyor. Şirket, çiplerin nasıl takıldığı gösteren fotoğraflar da paylaşmış. 

Ne dersiniz, bu çipleri alıp kendi vücudunuza “enjekte'' etmek” ister miydiniz? çünkü şirketin kullandığı terim bu. Yarı robot yarı insan olma yolunda ilerlediğimizden olsa gerek.

ilk haberi duyup videosunu açtığımda çok sinirlenmiştim. kuluçka döneminden bahsedip, benden haber alamazsanız lütfen konsolosluğa gidin demişti. gitme ulan o zaman.

Test sayımız dün 5.035’ti. BUGÜN 7.286 olarak gerçekleşti. 1.196 yeni tanı kondu. Hastalar ve temas çevreleri izole edildi. 16 hastamızı kaybettik. Bu sonuçlarla can kaybımız 75’e, hasta sayımız 3.629’a ulaştı. Sizi ısrarla tedbirleri uygulamaya davet ediyorum.

Bize anlatılan hikayeler saatine hoş geldik.Bunlar açıklananlar açıklanamayan rakamlar çok sonra.İyi geceler.Birilerinin ahı var üzerimizde .

Zam evin içine girdi bile kapı falan kalmadı.

Zanımca insanların rehavete kapılmasına engel olmak  ve en az mayısa kadar şimdiki gibi, herkes kendine çok dikkat etsin diye yapılan bir açıklama.. 

Şöyle ki bugün 25bine yekın test yapıldı ve bir günde ki en fazla vaka tespitini yaptık.. yani toplumda test yaptırmamış ama pozitif kişi sayısı fazla gibi.. o yüzden kendinizi en yakınlarınız dahil herkesten sakının..

Herkesin vardır bir hikayesi, ben denizinde vardı bir hikayesi..

Aslında çok meyilli değildim kızlara karşı ve bereceriklide sayılmam ve hala da beceriksizimdir.. Birinci sınıfta okulun futbol  takımında oynuyorum, dolayısı ile beni tanıyanların sayısı az değil ve okulda belli bir kitlemiz var idi ama derslerimde çok iyi değildi.. ve yaş olarakta ilk okulda sağlık sorunları nedeniyle sene kaybım vardı ve yaşım akranlarımdan büyüktü. o sene sınıfta kaldım.. ikinci yılımda sınıfın yaş ortalaması düşünce çok çekindim ve hatta okulu bırakmaya karar vermiştim, belkide hayılı olan o olacaktı ama vardı bir nedeni deyip ikinci yılın ikinci haftası sınıftaki tanıdık arkadaşların ısrarı ile tekrar başladık okula.. 

o sene okul yenilenmişti bizde küçük bir sınıfa denk gelmiştik.. yaşım büyük olduğu için yanıma önce kimseyi almadım tek oturdum ama okulun 3. haftası sınıfa bir iki ek yapıldı ve Berna da o gelenler içinde idi.. sınıfa daha girer girmez gözüm takıldı, yanım boştu ama yanıma almaya çekindim ve nasıl oldu bilinmez hemen önüme oturdu.. kısa bir süre yanımda da oturmuştu. ve aslında beni ona doğru iten şey onu zamanla tanımamdı, Berna o kadar naif ve zarif bir kızdı ki ona doğru akmamak elde değil. kimseye yukarıdan bakmaz ve bile isteye kimseyi kırmaz idi ama muhtemelen yapısı gereği herkesle çok samimi olmaz ve bir iki istisna haricinde herkesle belli bir seviyede olurdu.. onun bu zarif duruşu ve naifliği her geçen gün bende derin düşünceler oluşturdu, tabi önümde oturduğu için ara ara sohbetler ediyoruz, her konuştuğumuzda ona daha bir başka başka bakmaya başladığımı hissettim. sınıfımda lakayit ve yaramaz çocuklarda vardı ve bazen maksadını aşan şaka ve esprilerde yaparlardı bu durumlarda eğer şaka bernaya yapılırsa tavır alır onu uzaktanda olsa korumaya çalışırdım, tabi o bilmezdi.. hatta bir keresinde biri hayırdır neden onu koruyorsun dediğinde duygularımı belli etmeden "o diğer kızlardan farklı her şakayı kaldıramaz" dedim..  ve bir gün sınıf olarak sene sonu bir yerlere gidelim dedik. benim çok gidesim yoktu ama berna gelip sende geliyormusun dediğinde tereddütsüz tamam dedim, aslında çok yakın veya kanka boyutunda değildik ama aramızda bir güven durumuda vardı ve ortamda yaramaz çocuklar olduğundan belkide gevenebileceği biri olsun istedi.. 

işte film o gün koptu ve herşey aşikar oluverdi bir anda.. içimdekinin ne olduğunu ve adını koymaktan çekindiğim duygunun "AŞK" olduğunu anladım.. o ana kadar basit bir hoşlanma gibi düşünüp dahasından korktuğum için kendime bile itiraf edemiyordum ama o gün yaydan çıkan okun kalbe saplandığı gündü. ama adına aşk dediğim bu duygu platonik olmaktan öteye gitmedi ne o yıllarda kendimi ona layık gördüm nede ona cesaret edip açılabildim.. çünkü her güzel kız gibi daha popüler erkekler vardı ve onlarla olmayı düşünüyorlardı. onlarla kıyaslandığında benim rengim daha soluk ve sade idi. yani resimlerde arkada kalan idim.. 

Bir dönem sıra arkadaşım olan biri sanki biraz anladı ama bana defalarca söyletmek istemesine rağmen ben söyleyemedim. ergenlik gururumu nedir bilemedim ama hayatımda genel olarakta çok cesaretli biri değilimdir o günlerde de değildim.. 

ve yıllarca kalbimi işgal eden bu kız sonunda evlendi ve birbirinden güzel sanırım iki çocuğu  var.. şahsen liseden sonra hiç görüşmedik bir kaç kere sosyal medya üzerinden selamlaştık ve içimde eski tatlı bir anı olarak kaldı.. ve her zaman özel kalacak..


Emin evim sahibi emin üstün beyefendi Ukrayna'daki iş gezisinde kalp krizi sonucu vefat etti. Ölümüne dair farklı duyumlar var. Faizsiz bir sistem vadeden şirket gülen cemaatine uzun yıllar sahip çıktı. 15 temmuz sonrası ise zarar görmemek için tüm havuz medyasını paraya boğudu. Topladığı paraları gecelik repo da değerlendirmesi neticesinde bazı bankalarca BDDK ya şikayet edildi. Lakin dosyası bekletiliyor. 

Yakışıklı ve etkili bir dayısı varsa bence her zaman en güzel işi bulur,en azından bu toprak sınırları içerisinde.

Sokak röportajı yapan bir muhabir ile konuşan bir vatandaş.. "sizce depreme hazır mıyız" sorusuna depremi allah gönderiyor dolayısıyla yapacak bir şey yok yani alınan tedbirler gereksiz gibi laflar söylerken araya giren bir vatandan "deprem paralarını yediler" gibi laflar söyledi.. konuşan diğer vatandaşta sen "vatan hainisin" dedi..

Ülkemin durumu..