Edebiyat#

Polonya atasözü şöyle der: “İyi bir adam meyhanede bozulmaz, kötü bir adam kilisede düzelmez..”

Lebaleb kelimesi sayın erdoğan tarafından lügatimize girdi, fakat şunu unutmayın diğer partilerde kongre yaptılar. sadece AP Parti değil, diğer partiler kongrelerini ertelemeli idi bence.

aziz nesin seni çok arıyoruz.. parti kongreleri lebaleb dolu.. günlük vaka 40bini geçti

    ''Zalimlerin çarkı, cahillerin çalışmayan kafalarıyla döner'' - Victor Hugo 

    Ramazan'da LEBAAALEEEEB teravih namazı kılmak istiyoruz 

ağzına değin dolmuş olma, tıka basa dolu demek.

Bize orkusugayı cok görüyolar bu ülkede. 

Halk arasında buna "ilgi manyağı" denir. Tersi ne acaba?

Herkes değer görmek ister bu sadece çok fazlasını isteyenler için geçerli bence

Fazla derecede ilgi isteyen kişi demek:)

isveç’in prestijli medya dergilerinden biri. isveç yargı bağımsızlığında dünya da 16nci sırada

1 saat yürüsem 5 km. Bu sırada 2 sigara içsem 75 krş. 75 bölü 5 desek kilometrede 15 kuruş yakıyorum. 

Babil.com bu yayınevinin satışlarını kapatmış. Güzel haber.

Ahmet Seyrek ismiyle ki bu isim hayali muhtemelen, bir cok kitabi bire bir kopya edip basan yayimevi. Enteresan olan babil.com bu kitaplari satiyor. 

Pınar Korkmaz'ın 'Pınar' başlıklı kitabından sonra çıkan diğer kitabı, bir çırpıda bitireceksiniz. APRA Yayıncılık tarafından basılmış.

DOSTLARIM

İşlediniz gunahlari gizlediginiz gibi,

Yaptığınız iyilikleride gizleyiniz... 

Kim kimi dünyada severse,

Ahirettede braber olacaktir...

Baskalarini af edin,

Ama kendinizi affetmeyin...

Dünyaya boyun eğerseniz,

Ahıreti unutup, boynunuzu kırarsınız...

GIYBET etmeyin. Kabir ve Ahıret de;

En şiddetli ceza ile karşılaşacaksınız...

                                       Mehmet Sultan


                                      

Karişuk çerez gibidur hayat, önce bütün finduklari kirar, bütün fıstuklari yersun, en son gider yanlişlukla bir kabak çekirdeğiylan EVLENURSUN 🙂

BİR İNSANA VERECEGİN DEGER, ONUN AKIL KAPASİTESİNİN ALTİNDA OLMASİ LAZİM. ÇUNKU KALDİRAMAZ...

Herseyi sahip olmak icin ugrasanlar, elindekinide kaybedermis...

Osmanlı döneminde Kastamonu’da her bahane ile halktan vergi toplayan, zalim bir bey varmış. halk ozanları da köy düğünlerinde ve diğer sazlı sohbetlerde beyin bu uygulamalarını, bu adil olmayan düzeni, türküleri ile eleştirirmiş.Bu eleştiriler beyin kulağına gitmiş. bey çok kızarak, yöredeki din adamlarına da talimat verir ve kendisine yapılan eleştirilere karşı onları da uyarır. beyin bu kızgınlık ve sözlerini de camilerde imamlar konuşmalarında halka parça parça söyler olmuşlar. konuşmalarda beyi haklı kılacak söylemleri öne çıkarmışlar. ancak ne var ki ozanlar beyin de eğlencelerinin vazgeçilmezleri arasındadır. Bir gün bey misafirlerini ağırlamak için bir şölen düzenler. ozanlar da eğlence için çağrılırlar. ancak bey şu talimatı verir: “bu çalgıcılara herkese verilen yemek, et verilmeyecek. cezalandırılacak. dillerini tutmasını bilecekler. onlara sadece et suyu ve ekmek verilsin. bir de söylemlerinde idare eleştirilmeyecek, eğlence böyle olacak. onun dışında ne yaparlarsa yapsınlar “. Öyle de yapılır. çalgıcılara et suyu ve ekmek verilir. Kastamonu’da tirit yemeği et suyuna ekmek doğranarak yapılan bir yemektir. çalgıcılar bu et suyuna ekmeği doğrarlar ve yerler. Eğlenceye sıra gelince ozan bu türküyü yakar. kendisine yapılan bu haksızlığı bey ile dalga geçerek dile getirir. türkü hiciv örneğidir. güldürürken, eğlendirirken, düşündüren, yeren, dalga geçen, gönderme yapan ve ders veren özelliktedir. Şimdi gelelim türkünün sözleri ile neyi anlattığına: sabahleyin erken çifte giderken, aman aman öküzüm torbadan düşmüş, gördün mü?” Öküz Kastamonu’da köylünün en çok işine yarayan hayvandır. öküz gücü köylünün asıl dostu ve güçlerinden birisidir. onunla kütükleri dağdan aşırır, onunla çift sürer ve onunla harman alır. Kastamonu dağlık engebelik bir yerdir. bir yere çift sürmeye gidildiğinde günün yarısı nerede ise yolda geçer. bu nedenle sabahleyin erken kalkılır ve hemen yola çıkılır. asıl gücü olan öküzün yemlenmesi için zaman yoktur.Bu nedenle varılmak istenilen yere gidilirken yolda öküzler boyunlarına asılı torbalardaki yemler ile karınlarını doyururlar. çift sürülecek yere varıldığında hem öküzler bu sayede karınlarını doyurmuşlar hem de zamandan kazanılmış olur. ancak yolda giderken öküzün boynundaki torba düşer ise ve bunun farkına varılmaz ise hayvan çift sürülecek yere geldiğinde aç kalmış olur. dolayısı ile de aç öküz tarlada verimli olamaz. şimdi yukarıda anlatılan bu köylü gerçeği ile yemeği kesilmiş olan ozan arasındaki bir benzetmedir. yani ozan kendisini köylünün esas dostu ve gücü olarak görüp yemeğinin kesildiğini yani “öküzün torbadan düştüğünü” söylüyor. sonra da soruyor köylüye; “bu akıl almaz olayı gördün mü?” diye. sonra devam ediyor: “amanını amanını amanını yandım tridine tridine tridine bandım bedava mı sandın, para virip aldım” “Amanın ben yandım. çünkü yemeğim kesildi. kuru ekmeği suya banıp tirit yiyorum. aç bırakılıyorum. bu bedavadan, hiç yoktan, durup duruken başıma gelen değildi. ben bunun bedelini beyi eleştirerek; bir bedel karşılığı ve anlaşılır olan kısmıyla, para verip ödedim” diyor. sonra devam ediyor: “manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman yavrusunu sinek kapmış gördün mü?” Manda yine yörenin önemli geçim kaynaklarından biridir. sütünden, yağından ve gücünden faydalanılır. ancak mandanın derisi tüysüz olup dış zararlılara karşı da korumasızdır. salkımsöğüt dalları yerlere doğru yayılır. böyle yayılmış salkımsöğüt dalları mandalar için gölgelik teşkil eder. mandalar da güneşe karşı dayanıksız olan derilerini korumak için gölgelik yer olarak söğüt dalları arasına yatarlar. işte böyle bir yere yatmış mandanın yavrusu da yanında imiş ve söğüt dalları onları yerde sardığı için “yuva yapmış” gibi olmuşlar. mandanın yavrusu daha ince ve korunmasız olduğundan sinek çok kolay olarak o yavruyu ısırmış. kastamonu ağzında “kapmak” ısırmak demektir. bu şekilde mandanın yavrusunun canı yanmış oluyor. burada anlatılmak istenilen de şudur: manda yani yağı ve sütü ile gücünden faydalanılan köylüdür. köylü kendisini korumak ile görevli beyin gölgesinde bir yuva kurmuş. onun canı ozandır. ozan halkın yavrusudur. ancak korumasızdır. o ozanın canı yandı. bir sinek onu ısırdı. ey köylü sen bunu biliyor musun? bu akıl almaz olayı gördün mü? diyor. türkü nakarat kısmından sonra şöyle devam ediyor: “sabah ezanını okurken aman aman müezzin minareden uçtu gördün mü?” Yazının başında beyin din adamlarına talimat verdiğini ve onların da camilerde bey lehine konuştuklarını söylemiştim. bu kıta, beyden yana tavır koyan imamlara eleştiridir. diyor ki; bu zulmü yapana karşı söz söylediğimiz için imamlar da uçtular. onu da kaybettik artık erenlere kavuştular. zulümden yana tavır koydular. bu olmaz şeyi de gördün mü? biliyor musun? diyor. "aşağıdan gelir türkmen koyunu selviye benzettim yarin boyunu" Olarak, giriş kısmına, türkünün trt repertuvarına alınması sırasında bir ekleme yapılmıştır. asıl türküde bu bölüm yoktur.

Bir röportajında Nuri Bilge Ceylan şöyle diyor:  "Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz…”  Üzgünüm ki, bizim coğrafyada tevazu eziklikle eş değerdir. 

Cemal Süreyya'nın sözleri gibiymişsin Can. Sadece hayalden ibaret, sadece bir söz dizesi; "Ne güzel adamlar var. Seven, özleyen, bekleyen, şiir yazan , vazgeçmeyen, aşık olabilen. Ve bir de kadınlar var, böylesi adamlar hiç denk gelmeyen ."

Dere her zaman kütük getirmez.

Devedede boy var ama, kervani eşşek çeker.

Öküzün dünyası, sürdüğü tarla kadardır.

İlk yazı'm

Benim bu sayfa için ilk yazımda Makedonya kralı Asya hakimi Avrupada doğup Babilde ölen, Dünya tarihinin en büyük hükümdalarından Büyük İskender'in sonu ile başlamak isterim. 

O büyük komutan, ulu kral öldüğünde vasiyeti üzerine sağ eli kabrinin dışında defnetmeye şehir turundan sonra götürülmüştür. Hazinesinin yarısı kabrin önünde yarısı ise arkasında taşınmıştır. Dünyanın en büyük hazinesi önünde ve arkasında olan İskender bize dünyadan hiçbirşey götüremeyeceğinin mesajını bırakarak gitmiştir.


Herkesi saygı ile selamlıyorum.

Yazar Mehmet SULTAN tarafından kaleme alınmış, ilk baskısı 50bin satan, okuyucuda derin izler bırakan eser.

Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl

2 3