Eğitim#

Şu pandemi döneminde çocuklarımızı akdemik kaygılarıMIZLA boğmak yerine, önceliklerine önem verdiğimiz, sosyalleşme  fırsatı olan ortamlara sokmaya çalıştığımız günler verelim … 

Alışılmış bir düzenden çıkıp yeni bir düzen inşa etmek kadar zor bir şey yoktur. Bilgi işlem  olarak özellikle yaşlı öğretmenlere  zoom sunumu yaparken zorlandım. Sizin uzaktan eğitim öykünüz nasıl? 

Boğaziçi direnişine devam, elele omuz omuza ;)

sübliminal mesajıda verdim

Sevgili Jön

Rektör için devlet memuriyetini şart koşmuşsun. Kim takar devlet memuriyetini. Geçmişi biraz hatırla. Benzer durumları gördük. Ne oldu. ?

Sosyal medya kullanımının hat safhalara ulaştığı bu dönemlerde gençler olarak tabir ettiğimiz 15-30 yaş arası vatandaşlarımızın sanal alemde çok fazla vakit geçirmesi ile birlikte oluşan kitap okumama alışkanlığı maalesef teknolojiden kaynaklanmıyor. Eğitim sistemimizin her gelen BAKAN ile birlikte güncellenmesinden dolayı gelecek nesillerimiz ezbere dayalı bir eğitim sistemi ile büyümektedir. Bu ezbere dayalı eğitim sisteminden dolayı gençlerimiz araştırmıyor, sorgulamıyor ve kişisel gelişimine önem vermiyorlar. Robotik kodlama ile işlenmiş gibi birer mutant insan olarak büyüyorlar. Çocuklarımız henüz 6-7 yaşlarında SINAV stresi ile karşılaşabiliyorlar. 18 yaşına kadar Engelli Maraton koşucuları gibi sınavdan sınava girerek engelleri bir bir aşmaya çalışıp güzel bir üniversite kazanmaya çalışıyorlar. Üniversite hayatı başladığı dönemden itibaren yarış başka bir boyuta bürünüyor adeta. Vizeler ve finaller derken çok stresli en az 2 yıl daha ömürleri tükenmiş oluyor. Ortalama 22-23 yaşlarında üniversite bittikten sonra bu defa yaşamlarını idame ettirebilmeleri için gerekli olan memurluk sınavları için de en az 2 yıl daha geçiyor. Minimum 18 yıl sürekli bir yarış içinde geleceğini kazanmak için bir kuş misali çırpınıp duruyorlar. Bu zaman zarfında istediğine ulaşan kişilerin yani yarışı kazandıklarını düşünen kişilerin arkalarına dönüp baktığında "Ben bu yarışı kazanmak için nelerden fedakarlık yaptım, bu yaşıma kadar ne için mücadele ettim ve ne kadar mutlu oldum?" diye soran var mıdır sizce? Üniversiteyi farklı bir şehirde okuyup kıt kanaat geçinmek zorunda kalan, ailesinden ve devletten yeterli desteği alamayıp çalışmak zorunda kalanlar ne kadar mutlu yaşamışlardır sizce? 

Peki çocuklarımız bu süreç içerisinde, bu koşuşturma içerisinde sizce kaç tane kitap ya da dergi okumuşlardır?

Bu sistemin doğru gitmediğinin farkında mısınız? Gelecek nesillerimizin okumadan büyüdüklerinin farkında mısınız?

Nasıl bir çözüm bulacağız bu sisteme dediğinizi duyar gibiyim. Benim aklımda birçok proje var ama hayata geçirecek yetkililer yok. Herşeye para bulan ama eğitime para bulamayan bir ülke de telefon satışları ve sosyal medya kullanımı rekor kırar elbette. 

Bu ülkede olmaz denilen bir çok şeyin olduğunu gören gözler duyan kulaklar olarak artık inanamayacağımız hiç bir şey olmamalı,birileri isterse herşey olur 


Boğaziçi’nde sorun cok büyük. Çünkü yeni rektörün devlet memuriyeti yok ve  rektör olabilmesi için bu şart. Devlet memuru olmayanların imza yetkisi olmuyor. YÖK ayrıca direkt profesör olarak atamaya çalışıyor, ama kriterlere uymadığı için onu da yapamıyor😂

Sipariş veremeden kapanan site :((( Üzüldüm ama ya ben oxford veya M.I.T yüksek lisans şeysi şey edecektim halbukisi :))) geçmiş olsun.

Son zamanlarda, bazı mecralarda yer alan haber ve bilgilere göre, olduğu yönünde beyanlar bulunan fiil. Artık, buna dair yazacak pek bir şey bulamıyor insan. 

Suppose (sappoz)  = Farz etmek   /   Suppose today is tuesday ( farzet, bugün günlerden salı) 

Realize ( realayz) = Farkına varmak   /   I realized too late ( çok geç farkına vardım )

Tell: söylemek  /   tell me the truth  ( bana doruyu söyle)

Think: Düşünmek  /  I think of you ( seni düşünüyorum)  -  l think it is right ( Doğru olduğunu düşünüyorum )

Madem öyle çorbaya tuz atalım;


Chance = Şans/ I don't give you a chance today.( sana bugün şans tanımıyorum)

Her paylaşımda sadece iki kelime olsun ve dileyen paylaştığı kelimeyi bir cümle içinde kullansın.. 

Bir anlamı olur mu? bilemem ama ne kadar görürsek o kadar hafızamıza kazınır diye düşünüyorum..

Discuss = Tartışmak  /   We discussed the matter. (Biz (konuyu tartıştık)

Believe = İnanmak   /  I believe you.   (sana inanıyorum)

Egitim mufredati kamu ihale kanunundan daha fazla degismis. Neyi nasil ogretecegimizi sasirdik. 

18 Ağustos 2020 tarihli bir habere göre, normal maaşların çok çok altında çalışan, asgari ücrete, velev ki bu rakamın da altına 1.336 liraya çalışan akademisyenler olduğu söyleniyor idi. Bir iki ay sonra, başka bir yerde okumuş olduğum Arel Üniversitesi ile ilgili bir habere göre ise, bu üniversitede de akademisyenlerin düşük maaş aldığı ve maaşların yükselmesi durumunda kadroda daralma meydana geleceği yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Doğrusu, kalifiye bir çalışanın bile asgari ücret zammı için ısrar ettiği 2020'nin şu son periyodunda akademisyenin bu derece maaşlar alması oldukça düşündürücü bir durum gibi görünüyor!

Eğitim şart tabi ama bu şu anlama gelmese keşke,her köşe başına açılan bir üniversite ve bende üniversite mezunu olayım da bende en azından diplomamı  Burhan Altıntop gibi kapı girişine asarım mantığında okula giden gençler ve sonra 25 Milyonluk genç kitleye eklenen yeni işsizler.Eğitim şart ama kaliteli olanından,dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına giremeyen okullarımız ve sene boyunca belki de 100 uluslararası makaleye imza atamayan hocalarımız ile nasıl olacak onu bilemedim tabi.

Eğitimin ne olduğunu da düşünerek hareket etmek söz konusu olursa, eğitimin şart olduğunu söylemek daha anlamlı bir hal alır diye düşünüyorum. Nitekim, sınavları kopya çekerek ya da ezberleyerek geçmek ve nihayetinde bir mesleğe nail olmak, mutlak eğitim anlamı taşıyor ise, yeryüzünde meydana gelen bunca sorunun niçin halen çözümlenemediği sorunu doğuyor. 

Yönetim sistemi nasıl yamamalarla düzeltilmeye çalışılıyorsa eğitim sistemimizde aynı o şekilde yamamalarla düzeltilmeye çalışılıyor, her alınan yeni öğretmen kendi ideolojisini öğrencilere aşılamanın derdinde.
Eskiden gelen geleneksel öğretmenler sadece Cumhuriyet değerleri adı altında Kemalizm değerlerine sahipse öğretmen yapılır, olmadığı sonradan anlaşılanlar ise çarkın değirmenleri arasında yontulmaya çalışılırdı.
Günümüzde ise din mezhep inanç farketmeksizin yapılan kura ve atamalar ile atanan öğretmenlerin içinde dine düşman olanda var, rejime düşman olanda var, din ve rejim aşığı olanlarda !
Eğitim sisteminin düzelmesi için öğretmenlere """İDEOLOJİK ZİHNİYETLERİNİ ÖĞRENCİLERE AŞILAMAYA ÇALIŞMALARI HALİNDE MEMURİYET ZIRHINDAN ATILACAKLARI""" anlatılmalı ve bu konuda her neye inanıp neyi destekliyorsa özel yaşamında ona inanıp desteklemesi gerektiği ilk öğretmen olduğu gün sözleşme ile kendisine imza karşılığı onaylatılmalı.
"""Öğretmenler Sözleşmeli Memur olmalı"""
Yıllardır yapılan en büyük yanlış bu maalesef, öğretmen olan arkadaşlar öğretmenlikten çok milli eğitimde nasıl yönetici olurumun derdine düşmekte son 20 yılda !
65 yaş emeklilik şartı getirildiği andan itibaren kamudaki emekli olanlar sayesinde hala ciddi boşluklar olduğu ve bu boşlukların kurumlar arası geçişlerle doldurulduğu aşikar bir gerçek.
Bu sistem en başta da dediğim gibi yapısal olarak en baştan inşa edilmedikten sonra dün gelenler nasıl sadece kendi adamlarını yerleştirmeye çalıştıysa, bugün başta olanlar nasıl kendi adamlarını yerleştiriyorsa bundan sonra her gelecek olan iktidarda kendi insanlarını  çoğunlukta olduğu bir yerleştirme yapmaktan asla vaz geçmeyecektir.

Bir milletin eğitim sistemi 20. yüzyılda hala tartışılıyorsa bu millet nasıl muassır medeniyet seviyelerini görecek.. 

İktidara talip olanlar hep bu hedef ile gelmiyorlar mı? 

Yok şu kadar ihracat yapacağız, yok halkımızı şöyle zenginleştireceğiz, yok ülkemizde şöyle büyük firmalar ve markalar çıkaracağız.. abi kafa mı yapıyorsunuz, daha adam gibi eğitilmeyen bir toplumdan bir cacık olmaz.. bu devleti bugüne kadar yöneten herkes sorumludur..  istense pek ala düzeltilebilir bir alan.. ve dünyada çok başarılı modeller var.. o kadar mı beceriksiziz ki birini en azından kopyalayamıyoruz ve kendimize uygun hale getiremiyoruz.. 

En kötü sistem, sistemsizlikten iyidir.

Cem Yılmaz ile başlayan bir espri olarak girdi hayatımıza EĞİTİM ŞART,
Günümüzde ise espriden öteye geçmeye hatta hayatımızın merkezine oturan bir kavram olmaya başladı.
Yeni neslin teknoloji bağımlılığı ve hazırcılığı eğitimin ciddi anlamda şart olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi.
Eskiden eğitim çocuklukta be ailede başlar,yaşamın sonuna kadar giderdi,
Şimdilerde ise eğitim malesef bir kalıbın içinde okullarda verilen derslerin genel adı olmuş durumda.....

Son 20 yılda yap boza çevrilen eğitim sistemi ve 80 yıldır süre gelen geleneksel eğitim sisteminin çatışması yaşanıyor adeta !

Son yirmi yılda değişen onlarca milli eğitim bakanlarının değiştiremediği tek şey ise yıllardır devletin bünyesine yerleşmiş bürokrasi duvarı !

Geleneksel eğitimin geliştirdiği bürokratlar yeni gelen eğitim sistemini kabul etmemekte ısrarlı, çocuklarımızın geleceği git-geller arasında gidip gelmekte !

Memleketin yarısı cahil !

Dışardan ihraç edilen yarım yamalak bir eğitim sistemi ile yüzyıla yakın zamandır eğitildiği düşünülen avrupa hayranı beyaz Türklerin çocukları ve yeni gözü açılıp okuyan Anadolunun çocukları arasındaki iktidar savaşı uzunca bir süre devam edecek gibi...

bence de eğitim sart, evvela meclis de ki 600 vekili eğiterek başlamalı. evvela anayasamızı ezberlemeleri lazım, yüzlerce önerge veriliyor hep red ediyorlar. vekil maaşlarına zam önergesi gelse ne olur acep:)

Öncelikle herkese merhaba demek istiyorum bu benim ilk yazım olacak eğer admin tarafından kabul edilirse.. eğitim konusunu seçmek istedim çünkü bu sene tüm dünyayı etkisi altına alan "Corona virüs" eğitimde bu durumdan nasibini almış bulunuyor ilk okul orta okul lise üniversite derken herkes uzaktan eğitime makus kaldı burda dikkati öğretmenlere hocalara çekmek istiyorum öğretmenlerimiz okadar çok iş düşüyor ki öğrencilerin dikkatini toplamak kendine bağlamak gerçekten üstün derece özen gösteriyor eğer yazım kabul görürse bu konu hakkında daha fazla bilgilendirmeler de bulunacağım hepinize çok teşekkür ederim 😇

Hayatım da bir kaç kez denediğim ama hakkını veremediğim süreçler.. Ama bir gün tarih sınavda yanımdakine bakacağım diye bir baktım arkada oturan arkadaşım kağıdımı çekti aldı.. bu arada tarih en iyi olduğum dersti ve sınavda sınıfın en yüksek notlarını alırdım.. ba baktım kağıdım sınıfta geziyor.. hoca masasında sınıfta bir hareketlenme hissedince ayağa kalktı..bana o kadar güveniyor ki yanıma gelmedi bile gelse kağıdımın olmadığını görecek ve nerede kağıdın diyecek.. tam bana doğru geliyor ki boş bir kağıt çıkardım ve üzerine kapandım bakmadı bile.. neyse sınavın son 5 dk na girilirken kağıdım geldi ama ağzım burnum dağıldı.. 

Sonra tövbe ettim bir daha kopyaya yanaşmadım bile.. benim için çok heyecanlı bir deneyim olmuştu.. 

Öğrencilere tavsiyem kopya kağıtları hazırlayın sorun yok ama çekmeyin... zaten hazırlamakta bir çalışma gerektiriyor ve çalışırken ve yazarken zaten büyük oranda öğrenmişte oluyorsun.. ;)

2 3